KURUMLAR VERGİSİ VE SERMAYE ARTIRIMI

 

KURUMLAR VERGİSİ VE SERMAYE ARTIRIMI

 

Kurumlar Vergisine tabi kurumların elde ettiği gelirlerin (kurum kazancının) vergilendirilmesi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. Kurumların gelirleri ise Gelir Vergisi Kanununun 2’nci maddesinde yedi bent halinde sayılan gelir unsurlarından oluşur ve tamamı kurum kazancı olarak adlandırılır. Kurumların bu kazancı üzerinden alınacak Kurumlar Vergisi ise Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hükümlerine göre tespit edilen safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.

Bilindiği üzere, 4369 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 25. maddesinde değişiklik yapılmadan önce; kurumlar vergisi oranı % 25 olarak belirlenmiş olup, bu orana göre hesaplanacak kurumlar vergisinin de, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının % 20’sinden az olamayacağı hükme bağlanmıştı. Böylelikle kurumlar vergisi iki aşamalı olarak hesaplanıyordu.

 

Ayrıca Gelir Vergisi Kanununun 4369 sayılı Kanunla değişmeden önceki 75/4 ve 94/6-b maddeleri uyarınca indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisi indirildikten sonra kalan kısım menkul sermaye iradı sayılmakta ve bu tutar üzerinden de dağıtılsın veya dağıtılmasın gelir vergisi tevkifatı yapılmaktaydı.

 

4369 sayılı Kanunla, yukarıda adı geçen maddelerde yapılan değişiklikler sonucunda;

  • Kurumlar vergisi oranı, 1999 yılı kazançlarından uygulanmaya başlamak üzere %30 olarak belirlenmiş, asgari kurumlar vergisi uygulaması kaldırılmıştır.

  • Tam mükellef kurumlarda, kurum kazançları üzerinden Gelir Vergisi Kanununa göre yapılacak tevkifat, kar paylarının ortaklara dağıtımına bağlanmıştır.

  • Tam ve dar mükellef kurumların, indirim ve istisna kazançları üzerinden, dağıtılsın dağıtılmasın %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmaları ve bu oranın kurumun halka açık olup olmadığına bakılmaksızın aynı oranda uygulanması hükme bağlanmıştır.

  • Dar mükellef kurumların, kurum kazancından istisnalar, kurumlar vergisi ve fon payının da indirilmesi sonucu kalan kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın %15 oranında stopaj yapmaları esası getirilmiştir.

Ayrıca 4369 sayılı Kanunla 01.01.1999 tarihinden geçerli olmak üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 8. maddesinde yer alan istisnalardan, "turizm hasılatı istisnası", "yatırım fonlarının katılma belgeleri ve yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kar payları istisnası" kaldırılmış ve geçici maddelerde yer alan bazı istisnaların uygulama süreleri uzatılmıştır.

Bu değişiklikler sonucunda 1999 yılı kurum kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin esaslar aşağıda açıklanmıştır.

 

4444 Sayılı kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120nci maddesinde yapılan değişikliklere paralel olarak Kurumlar Vergisi Kanunu’nda değişiklikler yapılmıştır.

Kurumlar vergisi mükellefleri için geçici vergi oranı yüzde 25’ten yüzde 20’ye indirildi. İndirilmiş oranın uygulamasına 1.1.2000 tarihinden itibaren başlanmıştır.

 

KURUMLAR VERGİSİNE TABİ KURUMLAR

Kurumlar Vergisine tabi kurumlar, Kurumlar Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde aşağıdaki gibi sayılmıştır;

  • Sermaye şirketleri (Anonim, Limited, Eshamlı Komandit Şirketler ile aynı mahiyetteki yabancı kurumlar, SPK Kanununa göre kurulan yatırım fonları),

  • Kooperatifler

  • İktisadi Kamu Müesseseleri,

  • Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler

  • İş ortaklıkları.

Kurumlar vergisi uygulamasında sendikalar dernek, cemaatler vakıf hükmündedir. Diğer taraftan Kanunun 7. maddesinde sayılan bazı kurumlar vergiden muaf tutulmuşlardır. Ayrıca bazı kurum kazançları Kanunun 8 ve bazı geçici madde hükümleriyle sürekli veya geçici olarak vergiden istisna edilmişlerdir. Özel kanunlarla tanınan istisna ve muafiyetler de  vardır. (Örneğin; 4325 sayılı "Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"la bazı illerdeki kurum kazançlarına ayrım yapılmaksızın Kurumlar Vergisinden istisna tanınmıştır.)

 

BEYANNAME VERİLECEK HALLER

Tam mükellefiyette, Kurumlar Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde sayılan;

  • Sermaye şirketleri (Anonim, Limited, Eshamlı Komandit Şirketler ile aynı mahiyetteki yabancı kurumlar, SPK Kanununa göre kurulan yatırım fonları),

  • Kooperatifler (KVK’nun 8/16. Maddesindeki muafiyet şartlarını haiz olmayanlar),

  • İktisadi kamu müesseseleri,

  • Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler (Sendikalar ve cemaatlere ait olanlar dahil),

  • İş ortaklıkları,

bir hesap dönemine ilişkin beyannamelerini, Kurumlar Vergisi Kanununun 21’inci maddesi uyarınca, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ay içinde, kendilerine özel hesap dönemi tanınan kurumlar ise özel hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ay içinde bağlı oldukları vergi dairesine vereceklerdir.

Beyanname verme süresi; mücbir sebep, zor durum, defter ve belgelerin muhafaza altına alınması, tasfiyeye giren kurumlarda tasfiyenin dört aylık beyanname verme süresinden önce tamamlanması veya sermaye şirketleri dışındaki kurumlarda Maliye Bakanlığınca süre verilmesi hallerinde uzayabilir.

Dar mükellefiyette ise Türkiye’de ticari ve zirai faaliyette bulunan yabancı kurumlar mutlaka, yıllık Kurumlar Vergisi beyannamesi vermek, ve bütün gelir unsurlarını beyannamede toplamak zorundadırlar. Vergileme, bu beyanname ile bildirilen toplam kurum kazancı üzerinden yapılır. Bunun dışında ticari ve zirai işletmeyle ilgisi olmayan dar mükellef kurumların stopaja tabi tutulmuş bazı kazançları için yıllık beyanname vermeleri ihtiyaridir.

 

SAFİ KURUM KAZANCININ TESPİTİ

Kurumlar Vergisi Kanununun 13’üncü maddesi gereğince Kurumlar Vergisi, Kurumlar Vergisi mükelleflerinin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Safi kurum kazancı ise Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerine göre tespit edilmektedir. (Zirai faaliyetle iştigal eden kurumların bu faaliyetlerinden doğan kazançlarının tespitinde GVK’nun 59. maddesinin son fıkrası hükmü de nazara alınır) Dolayısıyla kurum kazancı, GVK’nun 40 ve KVK’nun 14 ve 15. maddeleri gözönünde bulundurularak, GVK’nun 38. maddesinde öngörülen bilanço esasında ticari kazancın tespitine ilişkin hükümleri uyarınca belirlenmektedir. Ayrıca Vergi Usul Kanununun Değerleme hükümleri de göz önünde bulundurulacaktır. Belirlenen kurum kazancına indirim ve istisnalar uygulanarak kurumlar vergisi matrahına ulaşılır.

Muhasebe sistemi uygulama genel tebliği gereğince hesap planına göre tespit edilen dönem karı, ticari karı göstermektedir. Oysa vergi mevzuatına göre vergiye matrah olacak kar veya zarar (mali kar/zarar) bundan farklı olabilir. Bu nedenle ticari kardan mali kara ulaşmak için bir takım hesaplamaların yapılması gerekmektedir. kurumlar vergisi mükellefleri bu hesaplamayı beyanname üzerinde veya beyannameye ekleyecekleri bir listede gösterebilirler.

 

SERMAYE ARTIRIMI

İştirak hisseleri veya gayrimenkullerin satışından doğan kazancın satışın yapıldığı yılda sermayeye eklenen kısmı kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Ancak, bazı nedenlerle sermaye artırımı işlemlerinin  satışın yapıldığı  yılda gerçekleşmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda, sözü edilen istisnadan yararlanılabilmesi için, bu tür satışların yapıldığı döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar şirket yetkili organınca sermaye artırımına karar verilerek ilgili Bakanlığa (kayıtlı sermaye sistemini uygulayanların ise Sermaye Piyasası Kurulu’na) başvurulması ve sermaye artırımı işlemlerinin satışın yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği hesap döneminin sonuna kadar tamamlanması gerekir. Bu süre içinde sermaye artırımı işlemlerinin tamamlanmaması halinde, sözü edilen istisnadan yararlanılması mümkün olmayacaktır.

 

Sermaye Eklenen Kazançların İşletmeden Çekilmesi

İstisna kapsamında bulunan ve sermayeye eklenen kazançların, beş yıl içinde işletmeden çekilmesi veya bu süre içinde işletmenin  tasfiyesi halinde, daha önce kurumlar vergisinden müstesna tutulmuş olan kazançlar, işletmeden çekildiği veya şirketin tasfiye edildiği yılın kurum kazancı sayılarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.  Beş yıllık sürenin başlangıç tarihinden, gayrimenkul veya iştirak hissesinin satışından sağlanan kazancın sermayeye eklendiği tarihin anlaşılması gerekir.

 

1998/ Ankara

Uğur BÜYÜKBALKAN

TÜRMOB Genel Sekreteri

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Featured Posts

Maliye Bakanlığı Kredi Kartı Harcamalarını İnceliyor

January 16, 2019

1/10
Please reload

Recent Posts
Please reload

Archive